OBEZİTE AMELİYATLARI HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Obezite, Dünya sağlık örgütü (WHO) tarafından sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde adipoz dokuda anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlanmaktadır. Obezite önlenebilir bir sağlık sorunu olmasına rağmen günden güne daha yaygın olarak görülmekte ve birçok insanın yaşam kalitesini düşürmektedir. Obezite beraberinde birçok yandaş hastalık ile birlikte bireyin hayatını tehdit etmektedir. Obezite tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın bir sorun olduğu artık görülmekte olup bununla birlikte obezite cerrahisine talep artmaktadır. Ancak "Obezite ameliyatı oldu hayatını kaybetti" gibi haber başlıkları hem insanları ürkütüyor hem de akıllarda soru işaretlerine neden oluyor.

Obezite ameliyatı olmaya karar verenler nelere dikkat etmeli? Obezite cerrahisi herkese uygulanabilir mi? Gerçekten tehlikeli mi yoksa güvenli midir? Pek çok kişinin merak ettiği bu konular hakkında Elazığ Özel Mediline Hastanesi Obezite ve Genel Cerrahi uzmanlarımız anlatıyor.

Obez kişilerin yaşadığı sorunlar nelerdir?

Vücut Kitle İndeksi'nin (VKİ) 40'ın üstünde olması "morbid obezite” yani hastalık kabul edilecek düzeyde şişman olmak anlamını taşır. Morbid obezite (aşırı şişmanlık), sadece estetik görüntü anlamında insan hayatını etkilemez. Aşırı şişmanlarda yağ dokusunun artması ile kan şekerini düzenleyen hiperinsülemi (insülin direnci) gelişir; ve buda kişide zamanla şeker hastalığı ortaya çıkmasına neden olur. Kalp ve damar sistemlerinde ateroskleroz (damar sertliği) hızla gelişir ardından tansiyon yükselir. Aşırı kilo artışı ile birlikte ağırlaşan vücut özellikle iskelet sistemini etkileyerek kalça ve diz eklemlerinde ve belde kireçlenme oluşumuna neden olur ki bu durum normal kilolu insanlara göre çok daha erken yaşlarda oluşur. Karaciğer yağlanması, böbrek yetmezliği morbid obez insanların sıklıkla karşılaştığı diğer ve en önemli hastalık sorunlardır. Kanser oluşma riski de diğer insanlara göre çok daha yüksektir.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanır?

Çağımızın en büyük problemi olan obeziteye karşı tüm uğraşmalarına rağmen aşırı şişmanların ilaçlarla, diyetlerle ve sporla tedavisi yeterli sonuçlar alınamadığı görülmektedir. Diyet, yaşam alışkanlıklarında değişiklik ve sporla hastalar kilo verseler de hastaların yüzde 95'i verdikleri kiloları 2-3 yıl içinde geri alıyor. Aşırı şişmanlarda diyet ve diğer tıbbı tedavilerle normal kilolara ulaşmak nerede ise mümkün olmamaktadır. Metabolizma kiloyu hafızaya alır, hasta 30 kilo verse bile uzun dönemde tekrar kilolarını alarak eski şişman haline veya daha da fazlasına geri döner. Bu tıpta yo-yo sendromu olarak adlandırılır. Başta endokrinoloji olmak üzere birçok Uluslararası Tıp Konfederasyonu, yüksek tansiyon, tip 2 diyabet (şeker hastalığı), uykuda solunum durması, gut hastalığı, uyku apnesi gibi obeziteye bağlı sağlık sorunları olanlara obezite ameliyatları önerilmekte ve yapılmaktadır. VKI 40'ın üzerinde olanlarda ise bu hastalıklar aranmaksızın obezite cerrahisi önerilmektedir.

Obezite ameliyatı riskli bir yöntem midir?

Hiç riski olmayan ameliyat yapılmayan ameliyattır. Elbette her ameliyatta belli oranda riskler vardır. Ancak bunların dünya ortalamalarının on kat üzerinde olması burada bir sorun olduğunu gösteriyor. Obez hastalar her açıdan normal kilolulara göre risk altındadır. Örneğin obez bir hastanın koroner bypass ameliyatı normalden 4 kat yüksek risk içerir. Koroner bypass ameliyatında 100 kişiden neredeyse üçü ameliyat sonrası erken dönemde ölebilir. Oysa obezite cerrahisinde bu oran 2000’de birdir. Elbette bu söylediğimiz kriterlere göre uygun hasta seçimi, mükemmel hazırlık, deneyimli ekip ve donanımlı merkezler için geçerlidir. Ne yazık ki, yoğun bakımı olmayan, tomografi cihazı bulunmayan 3. sınıf hastanelerin bile obezite ameliyatı yapmakta oluğu görülmektedir.

Obezite ameliyatı öncesi süreçte hastaların beklentileri net bir şekilde anlaşılırsa, operasyona engel olabilecek bir sağlık sorununun olmadığı kesinleştirilir, sağlık sorunu olanların tedavisi yapılırsa, operasyon deneyimli bir cerrah tarafından gerçekleştirilirse ve obezite ameliyatı sonrası hastaların kontrolleri düzenli bir şekilde yapılırsa obezite ameliyatı ile ilişkilendirilen birçok risk ortadan kaldırılabilir.

Obezite ameliyatının avantajları nelerdir?

Obezite ameliyatlarının ana etkisi, hormonal değişikliklerle öncelikle iştahın azalması, aşırı tokluk hissinin mutluluk hormonu endorfinlerin salgısını artırarak az gıda ile mutlu olunmasına bağlıdır. Ayrıca GLP1 adlı peptit hormonun ameliyat sonrası metabolizmayı artırarak kilo verdirmesi ve kan şekerini düşürmesi bu ameliyatların şeker hastalığı ameliyatı olarak görülmesine neden olmuştur. Dolayısıyla kontrol altına alınamayan şeker hastalarında, VKI 30-35 arasında bu ameliyatlar önerilmektedir. Obezite cerrahisi olanlar yandaş hastalıklarının iyileşmesi ile uzun dönemde daha tehlikeli olan kalp ve diz protezi gibi ameliyatları olmaktan da kurtulurlar. Bu ameliyatlar sonrasında hastalarda; şeker hastalığı yüzde 80, yüksek tansiyon yüzde 65 ortadan kalkmakta, kalp krizi riski yüzde 40 azalmaktadır. Obezite cerrahisi hastanın yaşam kalitesini yükseltir yaşam süresini 10 yıl uzatır.

Obezite ameliyatlarında hangi yöntemin uygulanacağına nasıl karar veriliyor?

Obezite hastaları öncelikle; endokrinoloji uzmanı, beslenme uzmanı, psikiyatri uzmanı, fizik tedavi uzmanı ve egzersiz danışmanı tarafından değerlendiriliyor. Gerekli görüldüğü durumlarda hastayı kardiyoloji ve göğüs hastalıkları uzmanları da muayene ediyor.

Her hasta, obezite sorununun altında yatan faktörler, yeme alışkanlıkları, psikolojik problemleri ile sağlık durumu gibi çeşitli etkenlerin tespit edilmesi için detaylı bir incelemeden geçiriliyor. Bu incelemelerin sonucuna göre yapılan değerlendirmelerin ardından hastaya en uygun cerrahi yöntem seçiliyor. Çünkü obezite cerrahisinde başarıyı belirleyen en önemli faktör, kişiye en uygun yöntemin seçilmesi.

Obezite cerrahi yöntemleri nelerdir?

Uzmanlarımız, obezite cerrahisinde 3 yöntemin kullanıldığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: “En çok bilinen mide kelepçeleri artık kendini tarih sayfalarında buldu. Mide kelepçesini artık dünyada hiçbir doktor uygun görmüyor. Avrupa’da çok az merkezde uygulanıyor ve daha çok kelepçe çıkarma işlemleri yapılıyor. Açıkçası obezite cerrahisinde kısıtlayıcı yöntemler daha sağlıklı sonuçlar veriyor. En çok tüp mide dediğimiz sleeve gastrectomy ve gastrik by pass gibi hem kısıtlayıcı hem de emilim bozucu yöntemler uygulanıyor. Tüp mide ameliyatında mide küçültülerek tüp haline getiriliyor. En eski yöntem olan gastrik by pass ise 2 aşamalıdır. İlk aşamada yemek borusunun hemen devamından çok küçük bir mide cebi oluşturulur ve ikinci aşamada ince bağırsak belli mesafeden bu mide cebi ile bağlanır. Bu ameliyatlarda mutlaka bir yerler kesiliyor, dikiliyor ya da birbirine ekleniyor. Ameliyat sonrası iyileşme süreci her hastada farklı olabiliyor. Bazı hastaların çok azında olsa da dikiş yerlerinde sızıntı, kaçak ya da iltihap olabiliyor. Bu nedenle hekimin hastayı doğru seçmesi, hastanın da doğru hekimi ve ameliyat olacağı merkezi araştırarak seçmesi çok önemlidir.”

Obezite cerrahisi ile ne kadar kilo verilir?

Obezite cerrahisi ile mide hacmi kısıtlaması, emilim azaltılması ya da kombine yani ikisini bir arada içeren ameliyatlar yapılabilir. Hacim küçülten ve emilim azaltan cerrahi operasyonlardan sonra hasta ortalama 2 yıl içinde fazla kilolarının % 50 ile %80’inden kurtulabilir. Kilo vermedeki başarı hastanın ameliyat sonrası "diyet ve egzersiz programına" uyması ile doğru orantılıdır. Kilo verme yaklaşık 2 – 5 sene kadar devam edebilir.

“Ameliyat motivasyonu sağlar”

Obezite ameliyatında yöntem ne olursa olsun öncesinde ve sonrasında beslenme düzeninin oldukça önem taşıdığına değinen uzmanlarımız, şu değerlendirmede bulundu: “Hastalar bilmeli ki ameliyattan önce yapmadıkları diyeti ameliyattan sonra zoraki de olsa uygulayacaklar. Fazla kilolardan sadece ameliyatla kurtulacaklarını düşünmemeliler. Ameliyattan sonra mutlaka beslenme şekillerine ve egzersize daha çok dikkat edecekler. Hayatta hiçbir şey oturarak ya da ameliyat oldum düzelsin denilerek atlatılamaz. Ameliyat onlara ameliyat motivasyon kaynağıdır ve ilk adımdır gerisi hastanın elindedir. Bazen görüyoruz ki belli bir dönemde iyi kilolar veriyorlar ama daha sonra iş tekrar eskiye dönebiliyor. Çünkü hiçbir cerrahi yöntem yok ki ömür boyu yüzde 100 zayıflık garantisi versin.”

"TAKİPLERİN AKSATILMAMASI HASTALAR AÇISINDAN ÖNEMLİ"

Obezite ameliyatı sonrası takiplerin aksatılmamasının hastalar açısından önemli olduğunu söyleyen uzmanlarımız, Obezite cerrahisi sonrası yapılması gereken en önemli şeylerden biri hekimin yönlendirme ve takiplerine uymaktır. Obezite ameliyatları, nihayetinde karın içi cerrahi işlem içerdiğinden, hastalar muhtemel komplikasyonlar açısından ameliyatı yapan hekimin sıkı takibi altındadır. Bu nedenle, takiplerin aksatılmaması hastalar açısından çok önemlidir. Ameliyat sonrası erken dönemde hızlı bir kilo verme durumu izlense de; elde edilen başarının süreklilik kazanabilmesi için hastanın yeni yaşam düzenine hızla ayak uydurması gerekliliğidir. Kişinin sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığını kazanması, düzenli egzersiz yapması, sigara ve alkol tüketimine son vermesi gibi çeşitli konularda obezite tedavi ekibinin önerilerine uyması son derece önemlidir. şeklinde konuştu.


Sosyal Medya Paylaşımı: