Obezite ve Koronavirüs İlişkisi

Bilim insanlarınca yapılan araştırmada, morbid obezitenin COVID-19 hastalığını ağır geçirme açısından önemli bir risk faktörü olduğu ve hastalık seyrini olumsuz etkilediği belirlendi.

Dünya Obezite Federasyonu 2021 raporunda, 2019'da patlak veren salgında Mart 2021 sonuna kadar Kovid-19 kaynaklı 2,5 milyon civarında ölümün yaklaşık 2,2 milyonunun, yetişkin nüfusunun yarısından fazlası aşırı kilolu olan ülkelerde gerçekleştiği kaydedildi.

Obezite şehirleşme, ekonomik gelişme ve yaşam biçimindeki değişiklikler nedeniyle tüm dünyada gittikçe artmakta ve epidemik bir sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir. Obezitenin bulaşıcı hastalık üzerindeki rolü konusunda farkındalık artmaya başlamıştır. H1N1 influenza A (2009) pandemisi ile obezite ilk kez hastalık şiddeti ve mortalite için risk faktörü olarak tanımlanmıştır. Aynı şekilde bugün obezite, COVID-19 pandemisi için de bağımsız bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. 

Aşırı beslenme sonucu vücuttaki yağ oranının artmasıyla gelişen obezite, vücutta sistemik etkileri olan düşük düzeyde kronik inflamasyona neden olmaktadır. Bu durum obez bireylerde kronik metabolik hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı duyarlılığı artırmaktadır. Obez bireyler enfeksiyonlara karşı geç ve etkin olmayan antiviral immün yanıtlar sergilemektedir. Ayrıca obez bireylerde tedavide kullanılan ilaç ve aşıların etkinliği azalmakta ve bu durum şiddetli hastalık dönemlerine ve daha az iyileşme oranına neden olmaktadır. 

Salgının başladığı Wuhan kentinde ortaya çıkan pandemik SARS-CoV-2 virüsü de özellikle obezitenin fazla olduğu Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünya genelinde yayılmaya devam etmektedir. İnsanlarda ve hayvan modellerinde yapılan çalışmalar, obezitenin alt solunum yollarına viral yayılımı artırabileceğini ve sekonder enfeksiyonlara neden olarak hastalık şiddetini ve mortaliteyi artırabileceğini vurgulamaktadır. 

İtalyan araştırmacılar, sağlık çalışanlarının da yer aldığı bir çalışmada, morbid obez kişilerin ikinci doz aşının ardından sağlıklı bireylerin yarısı kadar antikor ürettiklerini tespit etti. Aşı etkinliği açısından bunun ne anlama geldiğini bilmenin henüz çok erken olduğunun altını çizen uzmanlar obezite sorunu olan kişilerin koronavirüse karşı korunmalarını sağlamak için ek bir doza ihtiyaç duyabileceklerini ifade etti.

Artık çocukluk çağında dahi artış gösteren obezite, gelecek jenerasyon için sağlık riskini artıran önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Obezitede gün geçtikçe hızlanan bu yükseliş trendinin bulaşıcı hastalıklar üzerine etkisi, ilerleyen yıllarda sağlık harcamalarının artması ile birlikte küresel çapta daha önemli bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.

Uzmanlar obez kişilerin, COVID-19'a karşı savunmada kritik öneme sahip olan hava yollarında daha yüksek direnç, daha düşük akciğer hacimleri ve daha zayıf solunum kaslarına sahip olma olasılığı yüksektir. Bu faktörler, bir bireyin zatürree geliştirme olasılığını artırdığını ve kalbe ek stres yüklediğini belirtmektedirler..

Obezite aynı zamanda diyabet, kalp hastalığı ve böbrek hastalığı ile ilişkilidir ve bunların tümü aynı şekilde pnömoni gelişme riskini artırmaktadır.

Obezite hastalığı olan ve buna eşlik eden sağlık problemleri yaşayan bireyler mutlaka uzmana danışmalıdır. Diyet ve spora rağmen kişi fazla kilolarından kurtulamıyorsa obezite cerrahisi uygun bir seçenektir. Vücut Kitle İndeksi cerrahi operasyon için uygun aralıkta ise kişiye en uygun obezite cerrahisi yöntemiyle kilolardan kalıcı olarak kurtulmak ve sağlıklı bir yaşama kavuşmak mümkündür. 

Bariatrik cerrahi, morbid obezite için en etkili tedavi olarak kabul edilir. Yapılan araştırmalarda yeterli kilo kaybı, kiloların % 50 sinden fazlasını kaybetmek olarak tanımlanmıştır.


Sosyal Medya Paylaşımı: