Obezite'nin bulaşıcı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi?

Obezitenin insan sağlığına zararları, artık herkesçe biliniyor... Kalp krizi, damar sorunları, şeker, hatta kanser... Peki Obezite'nin bulaşıcı olabileceği hiç aklınıza gelir miydi? İngiliz bilim insanlarına göre bu mümkün olabilir.

İngiltere’de yapılan bir araştırma obezitenin bulaşıcı olabilme ihtimalini gözler önüne serdi. Solunum ve göz enfeksiyonlarına neden olan Adenovirus-36, hayvanlarda yapılan bir çalışmada aynı zamanda onların kilo alımına da neden olduğunu gösterdi. İnsanlarda yapılan bir çalışmada ise yağ oranı yüksek olan insanların, zayıflara göre üç kat daha fazla Adenovirus-36 enfeksiyonuna maruz kaldığını gösterdi. Bu çalışmaya göre Adenovirus-36 enfekte ettiği hücrelerin yağ depolama kapasitelerini artırıyor, bu da obezitenin bulaşıcı bir hastalık olabilme ihtimalini gösteriyor. Araştırmacılara göre Ad-36 patojeni obezite ile bağlantısı olan 10 farklı mikroorganizmadan sadece bir tanesi

Ülkemizde obezitenin hızla arttığını, en çokta çocuklarda belirginleştiğini söyleyen uzmanlarımız, obezitenin temelinin çocukluk çağında atıldığını, anne babadan birinin kilolu olmasıyla çocuklarda da kilo oranının arttığını ifade etti.

Dünyada 1 milyardan fazla erişkin ve çocuğun aşırı kilolu olduğuna dikkat çeken uzmanlarımız, şunları kaydetti: "Günümüzde çocuklarının beklenen yaşam süresinin obezite nedeniyle anne babalardan daha kısa olabileceği öngörülmektedir. Birçok faktörün etkisi ile yüz güldüren tedavisi olmayan bu tablo için korunma çok daha kolay ve daha az masraflıdır. Fazla kilolu bireylerin çevrenin etkisi ile durumlarının farkında olmadığını görüyoruz. Bu nedenle yapacağımız küçük bir hesapla tablonun neresinden resme baktığımızı anlamak zor değil. Kilonuzu boyunuzun metre cinsinden karesine bölün, çıkan değeri 25'in üzerinde ise siz aslında bu resmin tam da ortasındasınız."

Ne zaman obeziteden bahsedilse herkesin bu konuda bir şeyler önerdiğini ancak uygulamada sorunlar yaşandığını dile getiren uzmanlarımız, şu önerilerde bulundu: "Genel olarak bu hususlar herkes tarafından bilinir, ancak uygulanamaz. Daha sağlıklı bir vücut için yürüme mesafesinde araç kullanmamaya, asansör yerine merdivenleri kullanmaya, sebze ve meyveyi çok tüketmeye dikkat edin. Hayvansal gıdaları azaltın. Sulu sebze yemeklerini tercih edin. Öğün aralarında sağlıksız besinler yemeyin.

İngiltere'de yapılan bir araştırmada, obezitenin 'toplumsal olarak bulaşıcı' olduğu belirlendi.

Araştırmada, toplumsal ilişkilerin obezitede şaşırtıcı biçimde güçlü rol oynadığı belirtilerek, ailesi ya da yakın arkadaşları şişman olanlarda obezite olasılığının daha fazla olduğu kaydedildi.

Uzmanlar, araştırmanın şaşırtıcı sonuçlarından birinin de yüzlerce kilometre uzakta olan arkadaşların bile kilo durumunu etkileyebilmesi olduğunu söyledi.

Araştırmaya göre, bir arkadaşı obez olanın aşırı şişman olma olasılığı yüzde 57, kardeşi obez olanın yüzde 40, eşi obez olanınsa yüzde 37 oranında artıyor. Çok yakın arkadaşlıklarda ise risk üçe katlanıyor.

Cinsiyetin de önemli bir unsur olduğu belirtilen araştırmada, aynı cinsiyetten arkadaşlıklarda bir kişinin obezite riskinin, arkadaşlarından biri kilo alıyorsa yüzde 71 arttığı belirtildi. Erkek kardeşler arasında bu risk yüzde 44 olurken, kız kardeşler arasında yüzde 67'ye çıkıyor.

Bilim adamları, birlikte vakit geçiren insanların yeme ve Spor yapma alışkanlıklarının birbirine benzemesinin tek başına açıklayıcı olmadığını düşünüyor.

Araştırmacılar, obez akrabaları ve arkadaşları olanların, 'kabul edilebilir kilo' konusundaki fikirlerinin değişmesinin önemli bir unsur olduğunu belirtti.

Bilimadamları, katılımcılardan araştırma sonuçlarına bakıp obez arkadaşlarıyla ilişkilerini kesmemelerini istedi.

New England Journal of Medicine'da yayımlanan ve Milli Yaşlılık Enstitüsü tarafından desteklenen araştırma 12 bin 67 kişi üzerinde yapıldı.

Doğal kilo alma ve kilo almadaki diğer faktörlere bakılan araştırmada, bu konudaki en büyük etkinin aynı genleri paylaşmakta değil arkadaşlık ilişkisinde olduğu belirtildi.

Dünya çapında 400 bini obez olmak üzere 1.5 milyar şişman yetişkinin olduğu kaydediliyor. 

Uzmanlar, obezitenin temelinin çocukluk çağında atıldığını, anne babadan birinin kilolu olmasıyla çocuklarda da kilo oranının arttığını ifade etti.

Çocukların beklenen yaşam süresinin obezite nedeniyle anne ve babalardan daha kısa olabileceğinin öngörüldüğünü belirten uzmanlar, şunları kaydetti:

Bu arada obez kişilerle yakınlığın arttıkça obezite riskin artıyor mesela kankan obezken obez olma riskin % 45 iken, yakınlık azaldıkça (mesela arkadaşının arkadaşı) bu risk %20 ‘ye, arkadaşının arkadaşının arkadaşı oluncada %10’a düşüyor. Ee o zaman arkadaşını iyi seç demek kalıyor bize. Yanlış anlaşılmasın obezlerle arkadaş olmayın demiyorum ama obez olan arkadaşlarınızı, obez değilseniz kendinize benzetmeye çalışın.

Cinsiyetler arasında etkileşime bakılınca aynı cinsiyetteki arkadaşından daha fazla etkileniyorsun. Çoğu çalışmada özellikle de erkekler arasındaki etkileşim daha fazla bulunmuş. Buda çoğunun bir araya geldiklerinde yemek yemekten başka bir şey bulamamasından kaynaklanıyor olabilir.

Türkiye Avrupa'nın En Obez Toplumu

Çocukluk çağı obezite sıklığı tüm dünyada artmakla birlikte özellikle Türkiye’de çok daha hızlı bir artış ivmesi gösterdiğine dikkat çeken uzmanlarımız  “Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre Türkiye Avrupa’nın açık ara en obez toplumu olup sıklığı yüzde 32’dir. Yani ülkemizde her 3 kişiden biri obezdir. Yine çocuklardaki oran da diğer ülkelere göre oldukça yüksektir. Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre çocuklarda fazla kilolu veya obez olma oranı yüzde 24,5. Yani her 4 çocuktan birinin kilo sorunu yaşadığı görülüyor. Üstelik bu oran her geçen yıl daha da artıyor.”

“Anne ve babanın her ikisi birden şişman ise çocuklarında obezite görülme ihtimali yüzde 80 iken ebeveynlerden sadece biri şişman olduğunda çocuğunun obez olma ihtimalinin yüzde 40’a düştüğünü biliyoruz. Bunun sebebi sadece genetik yatkınlıkla açıklanamaz. Aile içi beslenme ve yaşam tarzındaki yanlışlıklar direk çocukları da etkiliyor maalesef. İşin daha da acı tarafı bakanlık verilerine göre fazla kilolu ve obez olan çocukların yarısının ailesi çocuklarının kilo sorunu olduğunu bile düşünmüyor. Bu nedenle önce aile bilinci gerekiyor. Sonrasında da ailece beslenme ve yaşam tarzı değişikliği öneriyoruz. Ebeveynler kilolu olmasa bile obez çocuğu desteklemek ve ona örnek olmak için ailece değişim obezitenin üstesinden gelmede en önemli noktadır.”

Evlerdeki Gizli Düşman: Televizyon - Tablet - Bilgisayar

Kentlerde yaşayan çocuklarda fiziksel aktivitenin kısıtlanması genel bir sorun. Bununla birlikte çocuğun aktivitesi kısıtlanırken, önüne sınırsız olarak tüketebileceği yiyecekler sunulmasının obezite riskini artırdığını söyleyen uzmanlarımız, çevresel etkenlerle ilgili dikkat edilmesi gerekenleri şöyle dile getirdi:

“Çevresel faktörler içinde en çok dikkat edilmesi gereken konular televizyon, telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen zamandır. Bu durum çocuğun aktivitesini kısıtlar ve enerji tüketimini azaltır. Ayrıca televizyon seyretme sırasında besin tüketimi de artmaktadır. Televizyonun bir başka olumsuz etkisi de çocukların reklamlarda gösterilen ve besleyici değeri olmayan yiyecek ve içeceklerin cazibesine kapılmalarıdır. Obeziteyi engellemek için fiziksel aktivitenin arttırılması yani alınan enerjinin harcanması gerekir. Obez çocukların ailelerinde de fiziksel aktivitenin, enerji tüketiminin az olduğu görüldüğünden fizik aktivitenin arttırılması tüm aile bireyleri için önemlidir.”

Çocuklardaki obezitenin nadiren de olsa altta yatan hormonal sebeplere de bağlı olarak gelişebileceğini söyleyen Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı, “Bu durumlar varlığında kilo alımı dışında aşırı halsizlik, yorgunluk, kabızlık, boy uzamasında yavaşlama veya durma gibi başka şikâyetler de eşlik eder. Bu şikâyetlerin varlığında mutlaka bir çocuk endokrin doktorunun kontrolü gerekir” dedi.

Annenin Gebe Kaldığındaki Kilosu Çocukta Obezite Riskini Artırıyor

Çok yeni yayınlanan bir araştırmada, çocuklarda iştah fazlalığı ve obezite sıklığındaki artışa yol açan risk faktörlerinin daha doğmadan önce başladığını bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyenuzmanımız, anne ne kadar fazla kilo ile gebe kalırsa bebeklerinin gelecekte obez olma ihtimalinin o kadar arttığını söyledi. Ayrıca daha az olmakla beraber babanın konsepsiyon sırasında fazla kilolu olması, annenin gebelik boyunca fazla kilo alması veya aşırı zayıf olması, gebelik şekerinin olması, annenin gebelikte sigara içmesi de riski artırıyor. Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı yine son dönemlerdeki yayınların gebelikteki gereksiz antibiyotik kullanımının da çocuktaki obezite riskini artırdığını sözlerine ekledi.

Obezitenin sosyal olarak bulaşıcı olduğu konusu anlaşıldı ama sırf fazla kilolu biriyle karşıdan karşıya geçtiğinizde obeziteye yakalanmıyorsunuz. Araştırmacılara göre eğer bir arkadaşınızın arkadaşının arkadaşı aşırı kilo alırsa bu sizi etkilemez. Çünkü aranızdaki sosyal ayrılık oldukça fazla.

Araştırmanın sosyal mesafe, coğrafi mesafeden daha fazla geçerli. Eğer sosyal bağ kuvvetli ise, bu insan ne kadar uzakta yaşıyor olursa olsun aynı oranda risk taşıyor.

Araştırmaya göre bütün bunların sebebi, insanların çevresindeki insanların kilo aldığını gördüğü zaman kilo almayı sorun olarak görmemesi. 

Uzmanlarımız, "Etrafınızda gördüğünüz insanlara göre kabul edilebilir bir vücut tipi fikri oluşturuyorsunuz." diye açıklamada bulundu.

Elbette yalnızca etrafınızdaki insanları görerek kilo almazsınız. Yeme alışkanlığı ve düzenli spor yapmamak; tıbbi, genetik ve çevresel faktörler de bunu tetikler. Bu araştırma yalnızca sosyal bağın da bu durumda etkili olduğunu gösterir.

Sosyal Medya Paylaşımı: